Milliyetçiliğimiz; her şey Türk Milleti için, Türk Milleti ile beraber ve Türk Milleti’ne göre sözleri ile özetlenebilecek; Türk Milleti’ne bağlılık, sevgi ve Türkiye Devleti’ne sadakat ve hizmettir. Milliyetçiğimizden doğan Ülkücülüğümüz Türk Milleti’ni en ileri, en medeni, en kuvvetli bir varlık haline getirme ülküsüdür. Türk Milleti’nin ruhunu, örf ve adetlerine uygun yüksek varlığını korumayı ve geliştirmeyi ön gören esaslara dayanır. Bunun temel yolu Türk Milleti’nin yıllardan beri bel kemiği olan teşkilatçılıktır.
Teşkilat; amaçlar doğrultusunda kurulan birbirine bağlı organizasyon şeklidir. Bizim teşkilatlanmamız suni organizasyon değildir. Teşkilatımız yüce İslam imanını ve ahlakını büyük bir aşkla benimseyen Türklük gurur ve şuuru ile yoğrulmuş bir liderin veya liderler kadrosunun etrafında içtimai şartlara göre oluşan bir organizmadır. Bu sebepten olacak, yüce Peygamberimiz (S.A.V.) müminlerin teşkil ettiği böyle bir cemiyeti canlı bir bedene benzetmiştir.
Teşkilatımız başıboşluktan ve dağınıklıktan nefret eder. O kadar ki; iki mümin yola çıksa derhal iş bölümü yapak, aralarından birini “Reis” seçmek zorundadır. Çünkü bu bir Peygamber emridir. Bu sebepten Dünya’nın neresinde Müslüman-Türk varsa, orada salkım salkım, hevenk hevenk birbirine kenetlenmiş ve gittikçe iç içe halkalar tarzında büyüyen; birbirinden haberdar Ülkücü kadrolar var demektir. Teşkilatlanmak; yani kadrolaşmak demek, küçük küçük, liderler etrafında toplanarak bir diğerinden habersiz kalmak değildir. Bu bir nevi parçalanmak olur. Mümin olmak şuuru; hücrelerin birleşerek dokuları, dokuların birleşerek organları, organların birleşerek organizmayı teşkil edebilmesidir.
Ülkü Ocakları’ndaki liderlik müessesesi, Ülkücü gençleri kendi hırs ve emelleri içinde dilim dilim bölmek değil kademe kademe bir diğerine bağlayarak, bir bütün meydana getirebilmektir.
Teşkilatımızın belirli kademelerinde bulunan, konusunda uzman başkanlarımızda seçici olunan durum, Türk-İslam ahlakına uygun hareket eden, liderliğini bir hırs ve menfaat konusu yapmayıp, aksine bir fedakârlık ve ıstırap meselesi haline getirendir. Teşkilatımızın diğer esaslarından biri de hiyerarşik yapıya ve disipline uyulmasıdır. Disiplinimiz kendi yapımız içinde Türk-İslam gelenek ve göreneklerine göre hareket edip, günümüzün en kültürlü insanları olma zorunluluğudur.
Yapımız içinde 7 yaşındaki bir başkana 77 yaşındaki bir yaşlının itaat etmesi, disiplinimizin bir parçasıdır. Bununla birlikte 7 yaşındaki bir başkanın 77 yaşındaki bir büyüğüne hürmeti de Türk töresinin ve İslam ahlakının gereğidir.
İtaatin olmadığı yerde teşkilat biter. Ötelerden beri günümüze bozulmadan gelmemizin sebebi, teşkilatlı hareket etmemizdir.
Ülkü Ocakları